FISILTI




 Küçük bir aldanış, vazgeçiş ya da yeniden başlama hayali ile yıkılmaz mı zaten her şey. Gitmez dedikleriniz gider, Kalmaz dedikleriniz kalır, bitmez dedikleriniz biter. Bazı zamanlarda tüm benliğinizle  neyi savunuyorsanız, tam tersini yaşarsınız. Olumlu veya olumsuz şekilde. Bazen bir vazgeçiş sayesinde başlar güzel günler. Bazen de bir kaçış neden olur her şeyin yeniden bitmesine. Duygular her bitiş noktasını son zannederken, mantığınız ise "yeni bir başlangıç, yeni bir şans" diye fısıldar zihninizin köşelerinde bir yerlerden. 


İşte asıl mesele bu fısıltı. Bu fısıltıya kulak verebilmek. Elinizde, içinizden gelen bir hissiyat ya da gerçekliği bilimsel olarak kanıtlanmamış bir iç ses, ya da fısıltıdan başka bir şey olmadığı halde bu inancın ardından gitmek.


Gidebilir misin? Bir yol düşünelim. İleride sağ ve sol olarak ikiye ayrılıyor. İki taraf da senin için bilinmezlikten başka bir şey değil. Yolda giderken karşılaştığın bir x kişisi sana sağ taraftan gitmeni öneriyor. Yol ayrımına geliyorsun. X kişisinin söylediği gibi Sağdan mı gidersin? Yoksa varlığı kesinleşmemiş iç ses diye adlandırılan fısıltıyı dinleyip soldan mı gidersin? 


Zannedilenin aksine insanları var eden en önemli şeylerden biri hislerdir. Fısıltılar. Hislerimiz bize fısıldar. 





Yorumlar